Başta arkeolojik ve tarihi eserler olmak üzere kültür mirasının korunması için çalışan sivil toplum gönüllüleri olarak ormanlardan zeytinliklere kadar geniş bir doğa alanını madencilik ve enerji yatırımlarına açan, madencilik faaliyetlerinin izin ve ruhsat işlemlerini kolaylaştıran 2/3159 esas numaralı “torba yasa” teklifinin TBMM sürecini dikkat ve kaygı ile izliyoruz.
Millet Meclisi’mizde bizleri temsil eden değerli Milletvekillerinin dikkatini yasa teklifinin kültür mirasının korunmasına darbe vurabilecek düzenlemesine çekmek istiyoruz.
Yasa teklifinin 3.Madde 7.Fıkrasına göre, madencilik faaliyeti için izin alınmış alanlarda “ruhsat düzenlendikten sonra sahada kültür varlığı tespit edilmesi halinde, ruhsat hukukunun bitimi beklenilmeksizin yatırım sahibine tazminat ödenmek şartıyla ruhsat hakkının sonlandırılabilmesi” sağlanacaktır.
Bu düzenleme, uygulamada şu demektir:
Maden işletmesine açılacak alanda, başta arkeolojik ve tarihi eserler olmak üzere kültür varlığı olup olmadığı, önceden araştırılmayacaktır.
Sonradan sahada kültür varlığı olduğu görülür ve Kültür ve Turizm Bakanlığı kazı, vb gerekli olduğuna karar verirse Maden şirketine tazminat ödenerek ruhsatı sonlandırılacaktır.
Bu, her türlü uluslararası uygulamaya terstir. Bu tür ruhsatlandırmalarda önceden ilgili sahada kültür varlığı olup olmadığının araştırılması, varsa arkeolojik değerler için kurtarma kazısı yapılması esastır. Çoğu durumda kurtarma kazısını ruhsat başvurusu yapan kuruluşun karşılaması sözkonusudur.
Ülkemizde yapılan ve dünyaya örnek gösterilmiş onlarca kurtarma kazısı sayesinde kültürel varlıklar göçük ya da su altında kalmaktan kurtarılmış ve bilim dünyasına kazandırılmıştır.
Orta Anadolu’nun bilinen en eski yerleşim yeri olan, Neolitik dönemi adım adım bin yıl boyunca ve kesintisiz izleyebildiğimiz Aşıklı Höyük’te araştırmalar Mamasın barajı su seviyesinin yükseltilmesine ilişkin kurtarma kazısı olarak başlamıştır. Yine Keban, Karakaya, Karkamış barajlarının inşaatı öncesi kurtarma kazılarından, başta Zeugma Antik Kenti olmak üzere coğrafyamızın en kıymetli arkeolojik alanlarından bazıları kültür mirasımıza kazandırılmıştır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden “Maden Kanunu” diye bilinen torba yasa teklifini;
- Topraklarımızın kültürel varlıkları ve insanlık tarihini zenginleştirdiğini dikkate alarak,
- Kültürel mirasın korunmasının Anayasal yükümlülük olduğunun bilincinde davranarak,
- ÇED sürecinin etkisizleştirilmesi niyet ve çabalarından acilen vazgeçerek,
- Bağımsız, etkin, yerel toplumu ve STK’ları kapsayıcı ÇED sürecine geri dönerek,
gözden geçirmesini, değiştirmesini talep ediyor ve bekliyoruz.
Aşıklı Höyük Dostları Derneği Yönetim Kurulu
Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı Yönetim Kurulu
Tarihsel Çevre ve Yapı Korumacıları Derneği Yönetim Kurulu
